
1987 yılında Bayburt’ta doğmuşum. Aydoğdu ailesinin 4. erkek çocuğu olarak dünyaya gelişimin hemen ardından huysuzluk ve yaramazlık demlerine başlamış ve anne babamın asabiyetini had safhaya çıkaracak eylemlerde başrol oynamışım.
Anaokula başladığım zamanlar huysuzluk devam ediyor…
Öğretmenimden tez zamanda nefret etmeye başladım. Beslenme dersinde zorla zeytin yediriyor… O zeytin yedirmeye çalıştıkça ben istifra ediyorum. Olan, zavallı anneme oluyor. Her defasında okula gel, çocuğu al, temizle… Tekrar okula bırak… En son okulun lavabosunu kırınca müdürün özel ricası ile okuldan alındım. Hatta Bayburt bile benim yaramazlıklarımı kaldırmaz diye daha büyük bir şehre taşınma kararı aldık. Ver elini İstanbul…
İstanbul’da ilkokula başladım. Yıldıztepe yeni yaramazlık merkezi. Anlatması uzun sürer diye sadece 7. sınıfta matematik öğretmenim ile aramızdaki küçük ama çok etkili husumetten sebep sınıfta kalışımı ileteyim. Ve oradan devam edeyim.
Sınıfta kaldığım yıl hayatımın dönüm noktası oldu. Uslu bir çocuk olmaya karar verdim ve güzel insanlarla tanıştım. Bir anda binlerce tanıdığım oldu. Milyonlarca kardeşimin farkına vardım. Artık dünyaya daha farklı bakıyordum. Bu arada hiç hayal etmediğim bir şey oldu. Âşık oldum. Çok seviyordum. İki günde bir kitap bitirmezsem kitaplara olan aşkıma ihanet ettiğim fikrine varıyordum. Şimdi o kadar muhabbetimiz yok ama yine de ara sıra buluşuruz…
İnsan okudukça büyüyor, devleşiyor… Büyüme hızımın en yüksek olduğu zamanlar bolca kitap okuduğum zamanlardı.
O zamanlar bir yandan güzel insanlarla sosyal hayattaki birlikteliğim, bir yandan da okuldaki öğretmenlerimle aramdaki muhabbetim hayatı daha da anlamlı kılmama vesîle oldu diyebilirim.
Bir yandan “Dünya Hayatının Gerçeği” konusuna, bir yandan da şiir özelinde edebiyata merakım arttı. Din kültürü öğretmenim “Temur Hoca”’nın gözetiminde benimle yaşıt olan arkadaşlarıma “Materyalizm, Evrim Teorisi, Kuran Mucizeleri ve Yaratılıştaki Mucizeler hakkında edindiğim bilgileri aktarma imkânı buldum. 4 yıl devam etti bu. Yani lisede öğrenciyken de ilköğretimdeki kardeşlerimin yanına gidip gelirdim.
İlk sahneye çıktığım yıl “2000”. Toraman ve diğer arkadaşlarla birlikte düğün salonunda ufak tefek skeçlerle başladık.
Türkçe Öğretmenim “Basri Hoca”mın vesîlesiyle şiir dinletileri tertib etme imkânı buldum. :) Güzel yıllardı.
En başta şunu söyleyeyim. 7. Sınıfı 2. defa okuduğum yıl hariç okul hayatında çok başarılı olduğum söylenemez. Gerçi üzüntü de duymuyorum. Herkes kendisi için lâzım olanı talep eder. Benim ihtiyaçlarım farklı idi ve ihtiyâcım olanı aldım. Tek derdim birşeyler yapmaktı. Çünkü âşina olduğum “Güzel İnsanlar”ın öğüdü buydu. “Durma! Bişeyler yap”…
Ver elini lise…
Lisede çok fazla derslere girdiğim söylenemez..
İlçe Öğrenci Meclisi Başkanlığı, Tiyatro Gösterileri, Duvar Gazetesi, Tohum Dergisi, Şiir Yarışmaları, Münâzaralar, Çanakkale Zaferi, 19 Mayıslar, 24 Kasım vb. Programlarda sunuculuk, şiir dinletileri, okulumuzu ya da istanbul öğrencilerini temsilen tv programlarına konuk olmalar, okul çıkışı haftada bir gün 40-50 kişi bizim evde ya da diğer arkadaşlarımızdan birinin evinde muhabbetler, sohbetler, çaylar derken lise yıllarını da devirmiş olduk.
“Hayatımın en uzun ve bereketli yılları lise yıllarımdır.” Birçok dost, başarı, tecrübe ve bir de hayat arkadaşı kazandırdı. Dört yıldır “başı bağlı” hatta “kördüğümlü” bir insanım.
Lise’nin dışında işlemek istediğim bir konu var… Tiyatro.
Bağcılar Belediyesi Tiyatro Topluluğunda Abdurrahman UZUN ile 2002 yılında profesyonel tiyatroya adım atmış oldum. Her zaman olduğu gibi Toraman yine benimleydi. Nasip… Hiç ayrılamıyoruz. Püf Noktası, Köse İmam, Ahilik dedik ve tiyatroya Bağcılar Belediyesi’nde biraz ara verdim. Tatil dönüşü kendimi “Baykem” de buldum. Bayrampaşada bir dernek Baykem. Birsürü kursu ve göstrerisi var. Bizim ilgimiz Tiyatro mâlum. Hakan AYSEL ile aramız limôni olana kadar da orda devam ettik. Şimdi aramız iyi gibi…
Baykem vesîlesiyle Toraman ile “Hacivat - Karagöz” Gösterilerine başladık. “Ben Pişmanım” isminde bir oyuna çok çalıştık ama hiç sahneleyemedik. Hatta hiç sahneleyemediğimiz oyun için “Terörle Mücadele” bile alındık… Tabi Toraman yine yanımda… Mevzu bir yanlış anlaşılma. Geç saatlerde saldılar polis amcalar bizi... O geceden hatırda kalan en komik an benim elimde rakı şişesiyle sarhoş rolünde nara atarken polis memurunun yüzüme tuttuğu el fenerinin ışığıydı. Ha bir de Toramanın Ekip amirine yaptığı şaka. Gergin dakikaları savdık başımızdan. Neyse…
Medya ile asıl tanışmam Fecr FM ile oldu. Bayburt Çağrı FM’de “Gönül Kervanı” İsminde bir programla devam etti. TV5’te Burak Sezen abime, Toraman kardeşimle birlikte eşlik ettim. Lâlegül FM’de Gölgeler isminde bir programla yeniden dinleyici karşısına geçtim. Bağcılar Belediyesi Ramazan etkinliklerinde Hilâl TV ile tanıştım ve “Haydi Çocuklar” programını hazırlayıp sunma imkânı buldum.
Ve Hocam... "Hüseyin Goncagül" ile Büyükşehir Belediyesinin bir programında tanışma imkânı buldum. "İyi ki tanışmışım " sözünü şiddetle söylediğim kişi sayısı azdır. Goncagül Hocam o az kişi grubunun başlarındadır. Ondan öğrendiğim şeyler bilhayli fazladır ve hâlâ öğrenmeye devam ediyorum. Sağolsun emeği çoktur üzerimde.
Hâlâ Radyo - Televizyon program sunucusu olarak çalışmalarıma devam ediyorum.